Hamilelik ve Tiroid

Anne Adaylarına…

www. tiroidim.com

 

Annelik, doğumla değil, hamilelik ile, hatta belki çok daha öncesinde başlar…

Bunun farkında olan tiroid hastalarının, hem kendi, hem bebeklerinin sağlığı açısından pek çok şeyi öğrenmek istemesini yadırgamamak gerekir. Hamilelik, anneden-babaya, hekimden-çevredeki insanlara dek zorlu bir imtihan gibidir. Ve elbirliği ile kaygıları azaltmaya çalışmak gerekir. Sıkça sorulan soruların hiç değilse bir kısmına, sizin için, güvenilir kaynaklardan cevaplar aradık…

“Öğrenmek, bilmiyorum diyebilmekle başlar…”

Not: Bu bölümde yazılanlardan istifâde edebilmeniz için, tiroid bezi ile ilgili temel bilgileri (FT3, TSH, hipotiroidi vs.) biliyor olmanız gerekir. Eğer bu konuda eksiklik duyuyorsanız, önce hastalığınızla ilgili eğitim sayfamızı (otoimmün tiroidit, nodüler guatr ya da Graves hastalığı) okumanızı tavsiye ederiz.

 

 

Hamilelikte Tiroid Tetkikleri…

 

Hamilelik sırasında tiroid tetkikleri, kan testleri ve ultrason (USG) ile yapılır.

 

(Normâlde Graves hastalığının, sıcak-soğuk nodüllerin ayırımında vs. kullanılan) tiroid sintigrafisi, hastaya (düşük dozda olsa da) radyoaktif madde verilmesini gerektirdiği için, hamilelerde uygulanmaz. Teşhis, ya diğer tetkiklerle konmaya çalışılır, ya da sintigrafi çekimi, hamilelik sonrasına ertelenir. Hemen belirtelim ki; bir hamileye kaza ile (teknesyum/pertenetat’lı rutin) tiroid sintigrafisi çekilmiş olması, hamilenin bebeğinin alınmasını gerektirmez. Kaza ile tetkik yapılmış ve 10 rad’ın altında radyasyon almış hamilelerin bebeklerinde, sakatlık veya kanser görülme oranı, diğer hamilelerin bebeklerindeki orandan farklı değildir. 10 – 60 rad arasının şüpheli görüldüğü, 60 rad’ın üzerinde riskin arttığı söylenmektedir. Teknesyum (perteknetat) ile yapılmış rutin tiroid sintigrafisinde annenin ve bebeğin aldığı doz ise, 2 – 3 rad’ı geçmemektedir. Bir akciğer rontgen filmi ile alınan toplam doz ise, 1 rad’ın altındadır. Hamilenin radyasyondan korunması esastır. Ancak kaza ile alınan ufak dozlarla bebeğin sakat olma riski, doğduktan sonra güneşlenirken cilt kanserine yakalanma riskinden çok çok daha azdır. Hekim, yalnız annenin değil, karnındaki bebeğin de hayat hakkına saygı göstermek zorundadır.

Doğumdan sonra teknesyum (perteknetat) ile tiroid sintigrafisi çekilmesi planlanmışsa, annenin sütünü sağıp, buzdolabında saklaması ve çekim sonrası bebeğini 24 saat emzirmeyip, bu sütle beslemesi önerilir. Süte geçen radyasyon son derece düşük dozdadır ve tüm bunlar tedbir içindir.

Radyoaktif iyot, radyoiyot ya da RAI olarak anılan “iyot-131” ile yapılan tetkik ve tedaviler, çok yüksek dozda radyasyon içerir ve hamilelere asla uygulanmaz. “Graves hastalığında tiroidi küçültmek için, çok çalışan sıcak nodülleri öldürmek için ya da tiroid kanserinde” kullanılan radyoiyot tedavisi, nükleer tıp hekimlerinin gözetiminde ve “hamilelik ihtimâli bile” çok sıkı sorgulanarak yapılır. En ufak şüphede hamilelik testi istenir.

Radyoiyot almış hastaların 6 ay kadar hamile kalmaması istenir. Bu süreden sonra hamilelik, diğer insanlarınkinden farklı değildir. Tabii tiroid hormonu ve TSH normâl sınırlarda olduğu müddetçe…   

 

 

Hamilelik… Yeni bir başlangıç…

 

Hamilelik, tiroid sağlığı açısından yepyeni ölçüler demektir. Anne adaylarının yakından tanıdığı hCG (human chorionic gonadotropin) hormonunun bile, TSH’a benzer şekilde tiroid bezini uyaran, büyümeye ve çok çalışmaya sevk eden bir özelliği vardır. Özellikle hamileliğin ilk 3 ayında, hCG arttıkça, TSH bir miktar düşer, tiroid bezindeki iyot tutulumu ise biraz daha artar.

 

Hamileliğin erken döneminde, (hamilelerin yaklaşık % 18 kadarında), TSH geçici olarak “normalin alt değerlerine dek” düşebilir. (Bunun değerlendirmesini hekiminizin yapması uygun olur.)

 

İyot eksikliği olan bölgelerde, hamilelik boyunca TSH’da ılımlı yükselme eğilimi beklenebilir. (Ülkemiz, iyotlu tuz uygulaması ile yavaş yavaş iyoda doygun bölge haline gelmektedir. Yine de çoğu kırsal bölgede hâlâ iyotlu tuz bulamayan ve iyot eksikliği yaşayan insanlar olduğunu yakınen biliyoruz.)

 

T4’ün (tiroid hormonunun) bir kısmı, kanda TBG denen bir maddeye bağlanır. Aktif olan hormon, bağlanmamış, free (serbest) olan kısımdır. Bu yüzden kan tahlillerinde total T4 (toplam T4) miktarı farklı, FT4 miktarı farklıdır.

Östrojen (estrogen) hormonunun etkisi ile, işte bu TBG denen madde, hamilelikte 2,5 kata kadar artabilir. Bu yüzden hamilelerin kanında total T4 ve total T3 miktarı artmış gözükse de, gerçekte asıl fonksiyon gören FT4 miktarı % 10 kadar azalmıştır (yine de FT4’ün normal aralıkta seyrediyor olması beklenir).

 

Aspirin ve bazı ağrı kesici ilâçlar, bazı sara ilâçları vs., tiroid hormonlarının TBG’ye bağlanmasını önleyerek, T4 ve T3’ün serbest kısmında (FT4, FT3) kısmi artışa yol açabilir.

 

Bu yüzden her hastada (hamilelerde mutlaka),  total T4 ve total T3 yerine, FT4 ve FT3 tâkip edilmelidir. Tetkik kâğıdınızda sadece “T4, T3” yazıyor ise, büyük ihtimâlle bu, “total T4 ve total T3” bakıldığını gösterir. Bazen Free-Serbest kelimesi aynı anlama geldiği için, FT4, FT3 yerine, ST4, ST3 de yazılabilmektedir.

 

Annenin kan dolaşımı ile, bebeğin kan dolaşımı, “plasenta” denen (rahime tutunmuş) bir organda bir araya gelir. Yâni plasenta, iki kan dolaşımı arasında bir nevi “gümrük” görevi görür. Bazı maddeler anneden bebeğe geçer, bazıları geçemez.

 

Plasentada, tiroid hormonlarını parçalayan “deiodinaz” denen madde bolca bulunur. Bu yüzden annenin T4 ve T3’ü, bebeğe çok az miktarda geçebilir. Ancak yine de, hamileliğin geç döneminde, bebeğe geçen T4 miktarının bir ölçüde arttığı bilinmektedir.

 

TSH plasentadan geçemez. (TRH az miktarda geçebilir. TRH, beyinden salınan ve TSH sentezini uyaran bir hormondur.)  

 

Antitiroid ilaçlar (propycil, methimazole içeren ilaçlar…) plasentadan geçer.

 

İyot plasentadan geçer.

 

Graves hastalığındaki “TSH reseptör antikorları” da plasentadan geçebilir ve (henüz anne karnında iken ya da doğumu tâkiben) bebekte hipertiroidiye yol açabilir. Ancak bebeğe geçen antikorlar genellikle 1-2 ayda tükenir. Yâni bu antikorlar, bebeğin ömür boyu Graves hastası olmasını gerektirmez, ancak annesi Graves hastası olan kişilerin, ileride Graves hastası olma riski, diğer insanlara oranla biraz daha yüksek gözüktüğü için, dikkâtle tâkip edilmesinde fayda vardır.

 

 

Minik tiroid büyüyor…

 

Hamileliğin 10-12. haftası: Miniğin tiroidi iyot toplamaya ve tiroid hormonu (T4, T3) üretmeye başlıyor.

Hamileliğin 13. haftası: Miniğin beyninden salınan TSH kanda belirmeye başlıyor, ancak, 18. haftaya dek yükselmiyor.

Hamileliğin 18. haftası: Miniğin TSH’ında belirgin bir artış oluyor ve bunu tâkiben bebeğin T4 ve T3’ü de artmaya başlıyor.

Doğumdan hemen sonra: Bebeğin TSH’ında ani bir artış oluyor, 2-4 saatte zirveye ulaşıyor ve genelde 2 gün içinde normâle dönüyor. Bunu tâkiben bebeğin T4 ve T3’ü artmaya başlıyor.

 

Bebeğin tiroid bezinin hiç olmaması (tiroid agenezis’i), nadir bir hastalıktır. Bebeğin tiroid hormonunun olmaması, annenin T4 ve T3’ünün de ancak hamileliğin geç döneminde ve kısmen bebeğe geçebilmesi, bebeğin gelişimi açısından ciddi bir risktir. Bu yüzden doğan her bebeğe tiroid hormonu tetkiki yapılması çok çok önemlidir. Erken teşhis ile tiroid hormonu eksikliği tesbit edilmiş bebeğe (hemen başlayarak) tiroid