Uzmanına Soralım…

www. tiroidim.com

 

“Öğrenmek, bilmiyorum diyebilmekle başlar…”

 

Münih Üniversitesi’nden Prof. Roland Gartner’a, hastalarımızın en çok merak ettiği konuları sorduk…

 

Bildiğiniz gibi Prof. Gartner, “otoimmün tiroidit’te selenyum tedavisi” üzerine ilk kapsamlı çalışmayı yapan bilim adamı.

Bu konuda (şu ana kadar 70’den fazla makalede kaynak gösterilen) 2 ayrı klinik araştırması var...

 

2004 yılında Avrupa Tiroid Birliği’nin (ETA) düzenlediği kongre sırasında İstanbul’a gelen ve çalışmalarımızı dinleyen Gartner ile ilginç bir de anımız var:

Henüz bir asistan doktorken, profesöre: “Sayın profesör, siz selenyum’un şu şu mekanizma ile etki ettiğini ve tedavinin daha çok, selenyum eksikliği olan kişilerde etkili olduğunu yazmışsınız… Ama biz, çalışmamızla, şu mekanizmanın daha önemli olduğunu bulduk ve bu yüzden, selenyum eksikliği olmayan kişilerde de tedavinin etkili olduğunu düşünüyoruz” dedim.

(Ülkemde kaç profesöre böyle hitap edebilirsiniz?)

O ise tebessümle, çevresindeki (her biri Avrupa’nın en tanınmış uzmanlarından olan) arkadaşlarına seslenip, “Bakın doktor bey ne diyor…” diyerek, aynı şeyleri onlara da anlatmamı istedi…

Böyle bir bilim adamı…

(Not: Profesörün cevap metinleri içine düşülmüş “kırmızı renkli notlar” bana ait…)

 

Dr. Ömer Türker: Otoimmün tiroidit (Haşimato hastalığı) nedir?

Prof. Roland Gartner: Otoimmün tiroidit, belirli bir organa (tiroide) karşı gelişmiş bir savunma sistemi hastalığıdır (buna organ’a özel otoimmün hastalık denir); vücud, kendi tiroidine karşı “antikor” denen maddeler üretir ve bu antikorlar, tiroid bezinin çalışmasını engeller, hatta harabiyetine yol açar. Çoğunlukla kadınlarda, özellikle diğer otoimmün/allerjik hastalıkları olan kadınlarda görülür.

 

- Hastalığın önemi nedir? Sık görülen bir durum mudur?

Çok sık rastlanan bir hastalıktır, kadınların yaklaşık %10’unda, erkeklerin %2’sinde görülür. Savunma hücrelerinin uyarıldığı hamilelik, menopoz, ciddi stres gibi haller, (var olan) hastalığın ortaya çıkmasını tetikleyebilir.

 

- Hastalığı tamamen tedavi etmenin bir yolu var mıdır? Selenyum tedavisinin rolü nedir?

Hastalığın (hücrelerin genetik yapısında doğan farklılık nedeniyle) tamamen tedavi edilebilmesi imkânı gözükmemektedir. Şu an, hastalığı (kısmen) tedavi edebiliyor ve (en azından) alevlenme dönemlerini baskılayabiliyoruz. Belki bu yolla tiroid fonksiyonlarının korunması da söz konusu olabilir.

Selenyum’un 2 önemli etkisi vardır:

Birincisi; hastalığın seyrinde önemli rolü olan oksidatif hasarın önlenmesi,

İkincisi; savunma/bağışıklık sistemini “genel” olarak baskılayan (steroid-kortizol gibi) ilâçlardan farklı olarak, sadece “aşırı, abartılı” reaksiyonların baskılanabilmesidir. Belki bu yüzden selenyum tedavisi, tiroid hasarını önleyebilir.

 

- Neden bazı hastalar selenyum tedavisine cevap vermiyor?

Eğer tedavi çok geç başlamış ve tiroid bezi büyük ölçüde harap olmuşsa, selenyumun elbette yararı olmaz. Bizim görebildiğimiz kadarıyla, tedavinin, mümkün olduğunca erken dönemde başlaması ve uzun süre (en az 1 yıl) devam etmesi önemlidir. Özellikle de riskli hastalarda… (Henüz tiroid hormonları azalmamış fakat antikor değerleri yüksek kadınların, hamilelik, menopoz ve stres döneminde olanları, riskli gruptur).

 

- Hastalar selenyumu ne süre ile kullanmalıdır? Selenyumun bu dozda (günlük toplam 200 mikrogram) toksik etkisi var mıdır?

Biz şu an, en az 12 ay kullanılmasını tavsiye ediyoruz (Risk gruplarında; hamilelerde, hamilelik dönemi boyunca ve doğumdan 12 ay sonrasına dek, menopoz sonrası 1-2 yıl). (Bu dozda) ciddi bir yan etki görülmediği gibi, aksine, damar sertliği ve (bazı) kanserlere karşı koruyucu etkisi bilinmektedir. Şeker hastaları için de durum aynıdır. Tip 2 şeker hastalığının arttığını iddia eden bir çalışma olsa da, bunun hiçbir kayda değer yönü yok ve gerçekten “.....ca” bir çalışma ! (ifade, aynen Gartner’a ait. Gördüğünüz gibi, bu meydanda en ufak bir hata bile, böyle tel tel yolunup dökülmeniz için yeterli...) Selenyumun kanser üzerindeki etkisinin araştırıldığı bir çalışmanın dosya kayıtları, geriye dönük olarak tekrar değerlendirilmiş. Ne kan şekerleri bakılmış, ne HbA1c… Şeker ispat edilmemiş bile. Sadece hastaların ifadeleri ile yola çıkılmış. Bu bilimsel bir çalışma değil! Bu, “kötü bir tez”den bile daha azı..

 

- Otoimmün tiroidit’te, hücrelerarası savaşı baskılayabilen alternatif bir ilaç var mı?

Hayır, alternatif bir ilaç yok.

 

- Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?

Avrupa’da, özellikle güney kesimde selenyum alımı çok düşük ve otoimmün hastalıkların görülme sıklığının artmasında bunun da bir rolü olabilir. Selenyum sadece “otoimmün tiroidit”in değil, diğer otoimmün hastalıkların tedavisinde de faydalı olabilir. Ancak bu konuda yapılan çalışmalar yeterli değil (bu konuda planladığımız en geniş kapsamlı projemize, “yenilik içermediği” gerekçesi ile “red” oyu veren Avrupalı 3 jüri üyesinin kulakları çınlasın. “İçeride” zaten bu konuların esamesi yok…). Çünkü ilâç firmaları (bu gibi ucuz ilaçlardan) yeterli para kazanamıyor. Bu gibi çalışmaları desteklemesi gereken hükumetler de, maalesef ilgisiz. Bu, endüstrinin onları da etkilemesinden mi? Sadece çok pahalı ilaçların gelişimi destekleniyor, ucuz olanların değil... Selenyum ile CD4 savunma hücrelerinin arttığını gösteren çok etkileyici ve iyi yapılmış çalışmalar var… Tüm dünya için, selenyum desteği faydalı olabilecekken, kimse ilgilenecek gibi gözükmüyor.

 

- Otoimmün tiroidit hastaları adına, verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederiz.

 

Mutluluk ve Sağlık Dileklerimizle...

Uzman Dr. Ömer TÜRKER

www.tiroidim.com